Actions

Work Header

Rating:
Archive Warning:
Categories:
Fandom:
Relationships:
Character:
Language:
Türkçe
Stats:
Published:
2025-06-29
Updated:
2025-06-29
Words:
962
Chapters:
3/?
Comments:
2
Kudos:
2
Hits:
21

İstanbul'dan Hogwarsta

Chapter 3: “Yumuşak Adımlarla”

Chapter Text

Hufflepuff ortak salonu sabah güneşinde altın gibi parlıyor.
Gözümü açtığımda ilk hissettiğim şey… huzur değil.
Ama huzura en yakın şey.
Sıcak bir battaniye, sessiz bir oda, Alice’in yavaşça nefes alışları.

Ayaklarımı yere uzatırken, dünkü gece aklımda hâlâ bir sis gibi.
Remus’la çatıda sessizce oturmak,
Onun günlüğünü okumak,
James’in mesajını hâlâ yanıtsız bırakmak.

Duman hâlâ kulağımda:

> “Ner’desin sevgilim, söyle ner’desin bal…”

 

Ama bugün bir karar verdim.
Sessizliğimle değil, adımlarımla var olacağım.

 

---

Kahvaltı salonuna indiğimde James çoktan başlamış.

“Hey! Sarı prenses! Hufflepuff masası bu tarafta!”

“Benim masamda huzur var, senin masanda israf.” diyorum yanından geçerken.

Sirius homurdanıyor: “Aysu yine bizi gömdü, James.”

James kıkırdıyor.
Aramızdaki bu diyalogları herkes espri sanıyor.
Oysa ben… kendimi anlatıyorum.

Hufflepuff masasına oturduğumda ilk yıl öğrencileri sağa sola telaşlı bakıyor.
Yanlarına gidip isimlerini soruyorum.
Gülüyorlar.
Birinin tokası düşüyor, eğilip alıyorum.
Kızın ismi Elif.
Türkiye’den geldiğini söylüyor.
Gözleri parlıyor, ben susuyorum.
Anlıyoruz birbirimizi.

Sonra...

Kapı açılıyor.
Yeni profesör.
Savunma Sanatları.
Uzun, sessiz adımlarla içeri giriyor.
Sanki yürürken bile büyü yapıyor gibi.

Gözleri bana kayıyor.
Bir an duruyor.
Yüzü kımıldamıyor.
Ama gözlerinde bir şey var.
Tanımak değil...
Hatırlamak gibi.

Cebimdeki madalyona elimi götürüyorum.
Soğuk.
Ve ilk kez...
Ağır.

 

---

Ders başlıyor.

Profesör, tahtaya adını yazıyor:

"Prof. Mahir Eren."
Türkçe.
Harfler Hogwarts’ın taş duvarlarında eğreti duruyor.
Ama bana...
Ev gibi.

“Bugün, savunmanın sessizlikle başladığını öğreneceğiz,” diyor.
Sınıf fısıldaşıyor.
James gözlerini deviriyor.
Ben... kalemimi hazırlıyorum.

Çünkü içimde bir ses diyor ki:
“Bu yıl, kendini bulacaksın.
Ama önce...
Seni unutanların hatırladığı kişi olman gerek.”

 

---

Ders sonunda kapıdan çıkarken biri bana çarpıyor.
Remus.
Göz göze geliyoruz.
Elinde küçük bir parşömen var.
Sessizce uzatıyor.

Sadece bir cümle yazıyor:

> “Ay, bu gece de seninle konuşmak istiyor.”

 

Ve ben...
İlk kez bir şeye evet demek için susuyorum.sonra kulakligimi takıyorum gene duman var. Dersler bitiyor ben astronomi kulesine çıkıyorum kurdum orda

Notes:

Biraz kısa ama ilk bölüm dahaaaa