Chapter Text
BÖLÜM 1
Asi'nin en büyük hayali okula gitmekti. Tıpkı Yaman gibi... belki de Yaman okula gitmesini istediği için istiyordu bu kadar çok. Ya da en büyük hayali Yaman'ın onu fark etmesiydi. Acaba bu yüzden mi okula gitmek istiyordu. Eğer Asi okula giderse ve bir şeyler başarırsa Yaman onu görürdü, fark ederdi hatta belki etkilenirdi bile kızın bu çabasından. Hatta belki de kızın kendisinden...
Asi sokakta bulduğu kardeşleriyle dört kişilik bir aile kurmuş bu ailenin de annesi olmuştu. Aile babalığına da Yaman'ı layık görmüştü tabi. Cesur evin haylaz çocuğu, Umut ise küçük ve masum olandı. Yaman aile babası olarak geceleri kağıt toplamaya gider, pazar kaldırılırken pazardan arta kalan meyve sebzeyi alır eve getirir Asi de bu kurma ailenin annesi olarak çürük çarık malzemelerle güzel yemekler yapardı. Cesur da bazen Yaman'a yardım eder birlikte kağıt toplarlardı. Aslında Cesur'a kalsa bunlar boş işlerdi. Daha az yorularak daha fazla para kazanmanın yolları da vardı elbet ama Yaman buna keskin bir şekilde karşıydı. Daha küçücük bir çocukken elini harama sürmemeye yemin etmişti. Belki de bu yüzden hayrandı Asi Yaman'a, hep doğru oluşu ve yol göstericiliği kendisine hayran bırakıyordu Asi'yi ve Asi bu hayranlığı 'Aşk' olarak tanımlıyordu. Başka ne olacaktı ki? Onlar bir aileydi. Asi anne Yaman babaydı. Düzenleri böyleydi tek sorun Yaman'ın inatla Asi'yi fark etmemesi ona bir kadın gözüyle bakmamasıydı. Yaman Asi'yi kardeşi olarak görmekte ısrarcıydı.
Asi Yaman'la dolu düşüncelerini bir kenara bırakıp dün sahildeki kadının kendisine yaptığı teklifi düşünüyordu. Tüm hayatını değiştirecek bir teklif... ne demişti sahi kadın "...hem çalışır hem de okursun, paran da olun eğitimin de..." Asi için oldukça güzel bir teklifti bu ancak Yaman dün olanları duysa ne tepki verirdi kestiremiyordu Asi bu yüzden de kimseye anlatmamıştı dün başına gelenleri. Derin bir nefes vererek gözlerini kapattı ve düne gitti tekrar belki onlarca belki yüzlerce kez düşünmüştü bu anıları dünden beri
Ağladığım gece yarısı
İnsanlığın garip sancısı
Belki de biz
Öğrenmeliyiz
Belki de biz
Sevmemeliyiz
Her şeyi gören sen
Göremedin mi beni?
Her şeyi duyan sen
Duyamadın mı beni?
Her şeyi bulduysan
Bulamadın mı beni?
Her şeyi bilen sen
Bilemedin bir beni!
Asi gelen alkış sesiyle arkasına döndü. orta yaşlı güzel bir kadın kendisini alkışlıyordu. kadın oldukça alımlıydı. Bakımlı parlak şekil verilmiş kısa saçları, soğuktan kızarmış elmacık kemikleri ve şekilli küçük burnu, kahverengi gözleri ve bebeksi cildiyle kendisine gülümsüyordu. Yüzü gibi güzel vücut hatlarını saklama gereği duymamış hafif esen rüzgarın üzerindeki mini elbiseyi savurmasına izin vermişti, neyseki uzun kabanı elbisenin tamamıyla açılmasına engel oluyordu. hiç tanımadığı bir insanı alkışlamasından dolayı cesur bir kadın olduğunu düşünebilirdi Asi ya da derin göğüs dekoltesinden. Hayatında ilk defa böylesine güçlü karakterli bir kadınla karşılaşıyordu, evet İstanbul'da onlardan çok vardı, her gün yüzlercesini görüyordu ancak ilk defa içlerinden birisi Asi'yi görmüştü.
"Harika... gerçekten müthiş bir ses, müthiş bir yetenek" dedi Şebnem naif sesiyle. Ne kadar kibar bir ses diye düşündü Asi, insanın sesinden bile belli oluyor hayat kalitesi diye düşündü. Tanımadığı bu yabancı kadın mesela o kadar belliydi ki varlıklı birisi olduğu, sesinden anlamıştı Asi çünkü daha önce gecenin bir vakti sokakta sakince yürürken kendisini taciz etmeye çalışan iki üç serseriye bıçak çekip küfür etmek zorunda kalan hiçbir kadının sesi bu kadar naif çıkmazdı, çıkamazdı... Kim bilir kaç gece çeşitli eğlencelere katıldı ama saçının teli dahi kopmadan sıcak evine döndü diye düşündü Asi.
"Teşekkür ederim." dedi Asi hafifçe gülümseyerek, kafasında yargılasa dahi kendisine iltifat eden bir kadına kaba davranmazdı daha doğrusu herhangi bir kadına kötü davranmazdı Asi, kaldı ki kafasındaki düşünceler yargılamak sayılmazdı bile yalnızca bir kaç tahmin yürütmüştü bu yabancı kadın hakkında.
"Rica ederim tatlım, vaktin varsa konuşalım mı biraz tabi rahatsızlık vermeyeceksem"
"tabi ne konuşucaz"
"Bir yere oturmaya ne dersin?"
"Eee gelin böyle burası boş" dedi Asi yanındaki boşluğa eliyle iki kez vurarak
"Taşa mı oturacağız, hasta olmayalım?"
"Bana bir şey olmaz ama tabi sizi hasta etmek de istemem ileride banklar var oraya gidebiliriz" dedi Asi oturduğu kayalıklardan kalkarak, kadının ne diyeceğini merak etmişti. Adını dahi bilmiyordu fakat bu kadın onu fark etmişti işte onda alkışlamaya değer bir şeyler görmüştü. Asi ayağa kaktıktan sonra elleriyle hafifçe poposunu temizledi, daha sonra ellerini birbirine sürterek ellerindeki tozları havaya saçtı ve sağ elini kadına uzattı
"Asi ben" dedi heyecanını gizlemeye çalışarak. Kadın sağ elindeki deri eldiveni parmaklarından çekip çıkararak kendisine uzatılan eli tuttu hemen
"şebnem ben de memnun oldum." dedi naif sesiyle. Elleri ne kadar da yumuşak diye geçirdi içinden Asi o anda soğuk suda çamaşır yıkamaktan çatlamış ellerine kaydı gözleri ve mahcup bir şekilde gülümseyip hızla elini kadının zarif ellerinden ayırdı. Kazağının kollarını bilek kısmından çekiştirerek ellerini kazağıyla örttü hemen. Kusurlarını gizlemezse bu kadın kaçıp gidecek gibi hissediyordu. Çok güzel çok özgüvenli bir kadındı evet Asi'ye de kadının kendisi yaklaşmıştı ancak Asi kadında herhangi bir samimiyet görememişti. Gecekondu mahallesinde kendisine tost yapan teyzelerin verdiği o sıcaklık yoktu kadında.
"Sesin çok güzelmiş Asi"
"Tekrar teşekkür ederim ama ben merak ettim de siz benimle ne konuşmak istemiştiniz acaba?"
"Ha ha ha tam olarak bunu konuşmak istedim aslında, sesinle ilgili bir kursa veya okula gidiyor musun"
"Ah yok ben öylesine söylüyorum yani mırıldanıyorum aslında söylediğim bile söylenemez"
"Ama neden? böylesine özel bir yeteneği niçin kullanmaz ki bir insan?"
"açıkçası tabi ki okul okuyup geliştirmek isterim yeteneğimi ama belki gelecekte şu an buna ayıracak bir bütçem yok daha doğrusu bir bütçem de yok denebilir."
"Yalnız mı yaşıyorsun?"
"yok, kardeşlerim var benim. onlarla yaşıyorum."
"Onlar peki? onlar bu konu hakkında bir şey yapamazlar mı?"
"Yaman, en büyüğümüz yani, evi zor döndürüyor bir de ondan beni okutmasını bekleyemem"
"Yaman abin sanırım?" Yaman'ın abisi olarak konumlandırılması canını sıkmıştı Asi'nin ama dışarıdan bakıldığında tam olarak olan buydu.
"Sayılır"
"Peki sen? Sen çalışıp biriktirsen paranı?"
"Yaman çalışmamızı istemez bizim, bize bakmayı sorumluluk olarak aldı kendisine benim çalışıp üzülmemi istemez"
"Ha ha ah inan bana Asi'cim çalışmak üzücü bir şey değil evet bazen sinir krizi geçirmene sebep olabiliyor ama kimse para kazandığı için üzülmez."
"üzülmek derken yorulmaktan bahsediyordum aslında" Asi'nin sesi çekingen ve biraz da alıngan çıkmıştı. Yaman'ı böyle alaya almasından hoşlanmamıştı. Kimdi ki o Yaman hakkında böyle ezbere konuşuyordu.
"Bak sana ne diyeceğim seni asıl gözüme kestirmemin sebebi-"
"gözüme kestirmek derken? beni mi takip ediyordunuz?"
"Bir süredir-"
"NE? NE HAKLA"
"Tamam sakin ol sapık falan değilim bir oturalım şöyle sakince konuşalım, lütfen Asi. Hem biz kadınlar birbirimize iyi gelmeliyiz." Asi kadının suratını inceleyip ciddiyetini ölçtü ardından sakince en yakın banka oturdu.
"Güzell şurada bir seyyar çay satıcısı gördüm oradan iki çay alıp geliyorum bekle lütfen" Asi bankta oturup kadını beklediği sürede kaçmayı düşünmüş ardından çok ayıp olacağı için vazgeçmişti ayrıca kadının ne diyeceğini de deli gibi merak ediyordu. Kadın elinde iki çayla geldiğinde birisini Asi'ye uzattı.
"Teşekkür ederim" Asi eline aldığı karton bardağı sıkıca kavradı. parmakları buz gibiydi ancak Asi üşüdüğünü hissetmiyordu, alışıktı soğuk havalara oysa yanındaki kadın üzerinde kaşe kabanı, boynundan salınan pamuklu atkısı ve ellerini örten deri eldiveniyle titriyordu.
"Bak Asi ben geçenlerde buradan geçiyordum ve biraz canım sıkkındı ben de hazır buradayken bir deniz havası alayım istedim dolayısıyla sahil boyunca yürümeye başladım, seni de ilk o gün gördüm yine bugün olduğu gibi kayaklarda şarkı söylüyordun sesini ne kadar güzel olduğunu düşündüm ancak bir şey demeden yoluma devam ettim. O günden bir iki gün sonra bana bir senaryo geldi. Bu arada ben cast direktörüyüm diziler için oyuncu seçiyorum, neyse yeni bir senaryo geldi okudum. Başrol kızın hem sesinin güzel olması gerekiyordu hem de kıvırcık saçlı olması gerekiyordu. benim de aklıma direk sen geldin"
"Bu mu yani dizinizde oynayayım diye mi bana geldiniz emin olun kıvırcık saçlı birisini bulmak sandığınız kadar zor değil Şebnem hanım ayrıca ses işi de stüdyolarda hallediliyor artık teknoloji gelişti."
"Yeni yüz istiyorlar"
"eğitimim bile yok ben ne yapabilirim ki?"
"yeteneğin var ama... Bak Asi ben senaryo bana gelir gelmez buraya geldim ama yoktun sonraki gün tekrar geldim sen yine gelmedin ve sonraki gün tekrar geldim, seni bulana kadar da gelmeye devam ettim. En azından bu çabam için kestirip atma, sana telefon numaramı vereceğim eğer yarın senden bir haber alamazsam kendime başka oyuncu arayacağım."
"Bakın Şebnem hanım-"
"Bitmedi, Asi eğer benimle çalışmayı kabul edersen seni burslu bir şekilde üniversiteye gönderebilirim"
"Ne nasıl yani anlayamadım beni okula mı yazdıracaksınız. Bu resmen rüşvet yalnız, parasını veririm susar mantığıyla aynı şey. Kusura bakmayın Şebnem hanım istediğiniz her şeyi paranızla yaptıramazsınız"
"Hayır yanlış anladın çok yakın bir arkadaşımın üniversitesi var orada çalışan öğrenciler ücretsiz eğitim alabiliyorlar, sana özel bir torpil söz konusu değil yani. Neslihan bunu her yıl yapıyor. her bölümden 3 kişiye burs veriyor. Şöyle düşün hem çalışır hem okursun, paran da olur eğitimin de."
"Pardon ben yanlış anlamışım sizi de düşünmediğiniz bir şeyle itham ettim"
"Sorun değil hayatım, bu benim numaram senden haber bekleyeceğim. Unutma bu işi reddedersen eğitim hayatını da reddetmiş olacaksın. Hayatını kendi ellerinle tutma yaşın gelmedi mi sence de Asi?"
"ben... düşünücem"
"Hoşça kal, umarım yakında tekrar görüşebiliriz." Hafifçe gülümseyerek gitti Şebnem, Şoförünün kapısını açtığı pahalı arabasına binip uzaklaştı soğuk sahilden.
Tıpkı önceki 7 seferde olduğu gibi tekrar telefonuna uzanıp numarayı tuşladı Asi bu sefer yapacaktı arayacaktı Şebnem denilen kadını. Kendisi için bir şeyler yapacaktı... fakat sadece bir kaç saniye sürdü Asi'nin kararlılığı, bu düşünce kendisine bencilce gelmişti. Ben diye bir şey yoktu ki. Biz vardı, hep öyle olmuştu ve öyle olacaktı. Bizim evimiz, bizim paramız, bizim yemeğimiz, bizim ailemiz... Telefonuna tuşladığı rakamları tek tek sildi ve telefonu 8. kez bıraktı elinden. Saat neredeyse akşam 8'e geliyordu. Umut içerideki odada uyuyordu, Cesur yine sokaklarda dolaşıyordu ve Yaman birazdan gelirdi. Asi henüz yemek yapmamıştı. Tüm gün kendisine yapılan bu tekliften başka bir şey düşünmemişti. Oturduğu yerden kalkıp mutfağa yöneldi, mutfağı talan ettikten sonra bir paket makarna buldu ve onu yapmaya karar verdi. Tencereye su koydu ve kaynamaya bıraktı bu sırada üzeri için yoğurt çırpıp bir tavada salça kavurdu. Fakir olduklarının farkındaydı Asi ancak salçalı makarna yaptığı günler kendini daha da fakir hissediyordu. An itibariyle fakir değil fakfakirdi sanki. Yüzünü asarak kaynayan suya baktı ve bir paket makarnayı suyun içine boşalttı ve yine malum olayı düşünmeye başladı. Çok güzel bir kadındı Şebnem, Asi’yi büyülemişti sanki aklından çıkmıyordu. Yalnızca sesiyle böyle bir kadını etkilemiş olmak Asi’ye büyük miktarda özgüven sağlamıştı. Makarna ocakta pişerken bir kapı sesi duydu Asi ama kalkıp açmadı, hiç havasında değildi. Ardından kapının anahtarla açıldığını işitti, halbuki omzuyla ittirse kapı açılırdı zaten.
“Güzeliiim, niye açmıyorsun kapıyı iyi misin?”
“iyiyim.”
“Asiii makarna!”
“Ne?”
“Makarnanın dibi tutmuş”
“Ayyy Yaman karıştır çabuk, çok bastırma çizme tencereyi başka yok zaten” Asi ocağı kapatırken söylenmişti telaşla. Aptal! Bir makarnayı beceremedin ne için herhangi bir kadının söylediği saçmalıklar için aptalsın Asi aptal!
“Asi iyi misin güzelim sen hı hadi geç yat biraz ben hazırlarım sofrayı dinlen sen”
“yok iyiyim kafam dalmış öyle boşver sen beni”
“gel hadi biraz konuşalım.” Yaman sakin bir sesle konuşuyordu, Asi’nin iyi olmadığının farkındaydı. Asi hafifçe başıyla onayladığında birlikte odaya geçtiler. Asi sabahtan beridir oturduğu koltuğa oturup başını dışarıya çevirdi
“Asi sorun nedir?”
“Yaman ben çalışmak istiyorum.”
“Ne neden?”
“Nedeni niçini yok istiyorum işte”
“Daha önce yoktu böyle bir istek noldu şimdi durup dururken? Hem ben yetmiyor muyum size? Yani paramız mı yok ya da ne bileyim bir sorun mu var para lazımsa ben bir iş daha bulur çalışırım, sabahları da-”
“Hayır öyle değil”
“Nasıl o zaman Asi”
“Ben de taşın altına elimi koymak istiyorum belki.”
“Asi zaten taşın altında en çok eli olan sensin be güzelim, hepimize sen bakıyorsun. Çamaşır, bulaşık, yemek, Umut… hepsi sende ben görmüyor muyum sanıyorsun. Asi yoksa sen bunlardan mı sıkıldın?”
“Saçma sapan konuşma Yaman çalışmak istememle ne ilgisi var bunların?”
“Ne o zaman Asi ne? Ben anlamıyorum nerden geldi bu çalışma aşkı birden?”
“Napıcam yaman sonsuza kadar evde mi oturucam ben zaten okul okuyamadık bari çalışayım bir katkım olsun diye uğraşıyorum ben de bizim için yani-”
“Uğraşma!”
“Ne”
“Duydun işte uğraşma. Biz böyle iyiyiz bir düzenimiz var bozma durup dururken”
“Benim çalışmam mı bozacak düzenimizi”
“ASİİ! NİYE UZATIYORSUN YA SEN ÇALIŞMAK KOLAY MI SANIYORSUN HER GÜN ANAM AĞLIYOR BENİM BU EVİ GEÇİNDİRMEK İÇİN HABERİN VAR MI?”
“Abiii ablaa noluyo niye kavga ediyorsunuz?”
“Yok bir şey abim önemli değil seni de uyandırdık kusura bakma”
“Ablaa iyi misin gözlerin dolmuş”
“iyiyim ablacım sen beni dert etme duyduğun gibi önemsiz” Asi önemsiz kısmını bastırarak söylemişti. Yaman’ın Asi’nin isteklerini bu şekilde nitelendirmesi canını sıkmıştı. O sırada kapı çaldı, Asi öfkeyle açtı kapıyı gelen Cesur’du.
“Nerdesin sen!”
“Geldik işte hayırdır ne bu tantana, çok acıktım yalnız ne yaptın kız bugün midem kazınıyor vallahi”
“Zıkkımın kökünü yaptım Cesur afiyet olsun size” Asi öfkeyle askıdaki ceketini alıp çıktı evden. Arkasından bağıran Yaman’ın sesini duyuyordu ama dönüp arkasına bakmadı. Dümdüz devam etti sokağı köşeden döndüğü gibi koyverdi göz yaşlarını. Ne istemişti ki sanki çalışmak istemişti hakkıyla para kazanmak, sanki kötü bir şeydi yaptığı. Belki de Şebnem denilen kadın haklıydı. Kimse çalıştığı için mutsuz olmazdı bunun peşi sıra Yaman’ın sözleri geldi aklına anam ağlıyor demişti sanki onlara bakmak onun vazifesiydi. Kimse ona zorla git çalış bize bak demiyordu ki bu hayatı kendisi seçmişti tıpkı Asi gibi. Evet diye düşündü Asi herkes tercihlerini yaşar hayatta şimdi şu an Şebnem’i arayıp kabul ettiğini söylemeliydi aksi taktirde asla yapamayacaktı. Çalışmayı, okumayı tercih edecekti. Hayatının iplerini elinde tutma zamanı gelmişti.
****************
Asi evden gittikten sonra Yaman’ın aklı onda kalmıştı. Fiko’yu arayıp Asi’yi bulmasını söylemişti ama neyse ki böyle bir şeye gerek kalmamıştı Asi’nin cehennemin dibine gittiğini öğrenmiş içi biraz olsun rahatlamıştı. Aslında amacı Asi’ye bağırmak değildi ama olmuştu işte yine öfkesine yenik düşmüştü. Cesur ve Umut’a makarnadan koymuş onların karnını doyurmuştu ancak kendisi yememişti. Asi yokken boğazından geçmemişti. Odanın eski kanepesinde oturmuş öyle boş boş beklerken dışarıdan gelen sesleri duyup kapıya yöneldi. Umut’un yanından çıkan cesur noluyo anlamında eliyle işaret ettiğinde
“Serserinin tekidir sen umutla kal ben bir bakayım ordan da Asi’nin yanına giderim. Sen Umut’u yalnız bırakma”
“Tamam. Yaman dikkat et.”
“Eyvallah” Yaman dışarıya çıktığında kırmızı mini elbiseli bir kızın kağıt arabasına kusmakta olduğunu gördü. Arkasında da son model bir araba arabanın içinde uyuyan ayyaş bir herif vardı. Kız kusmayı bırakıp Yaman’a döndüğünde ürküp birkaç adım geriledi.
“Napıyorsun ya sen orda?”
“Asıl senin ne işin var orda?”
“Pardon yaa sokağı kirletmek yerine çöpe kustum kusura bakmazsın artık”
“Çöp mü bu sence bir bak içinde ne var? İşim bu benim!”
“Tamam neyse parası veririz nedir yani?”
“yaa bi git Allah aşkına” Yaman kağıt arabasını kapının önünden evin bahçesine sokarken devam etti sözlerine “Ha bu arada erkek arkadaşına söyle buralarda soyunanı öperler.” Arabanın içindeki ayyaş kalkmış arabadan çıkıp soyunmaya başlamıştı şimdi ise yalnızca yeşil iç çamaşırıyla dans ediyordu. Güzel kız panikle koşarak çocuğu tutmaya çalıştı
“Alaz napıyorsun saçmalama giy şunları ya” kız Alaz denilen çocuğa bir şeyler sayıklarken Alaz çoktan uçmuştu bile ellerini havaya kaldırıp sırtı arabaya gelecek şekilde arabanın üzerine yattı kız zor bela kaldırıp bir şeyler anlatmaya çalıştı çocuğa
“Alaz bana bak”
“hu huhu huuuu”
“Alaz bak bizi burda kesseler kimsenin haberi olmaz nolur giyin artık eve gitmek istiyorum ya”
“kim kesicek yaa ALAZI KİM KESEBİLİR YAA kim kesebilir oğlum kim kesicek Alaz’ı yaa” kız koşarak arabaya bindi Alaz falan da umurunda değildi. Yaman kapının girişinde onları izliyordu. Alaz kollarını kaldırıp dans ederek bağırmaya başladı “UYUMAYIN LAAAAN” kahkahalar atıyor olduğu yerde dümdüz duramıyordu.
Kız korkuyla telefonuna sarılmış birisiyle konuşuyordu. Ne kadar korktuğu yüzünden belli oluyordu o an yardım etmeye karar verdi Yaman. Dans eden ayyaşın yanına gidip “Asi olsaydı çoktan takmıştı kelebeği” dedi ve gözüne yapıştırdığı bir yumrukla bayılttı adamı. Zaten adamın ayakta duracak hali kalmamıştı ancak bayılmak üzereyken ‘asi ne be’ diye mırıldandığını duydu. Adamı omzuna attığı gibi arabaya yaklaşıp kızın oturduğu camı tıklattı.
“Açar mısın kilidi bunu gerçekten keserler burda” Kız korksa da açtı kilidi Alaz’ı orada bırakamazdı. Yaman Alaz’ı arka koltuğa yatırdıktan sonra kız araba süremediğini söyleyince onları evlerine bırakmak durumunda kaldı.
******
Asi eve geldiğinde pişmanlık içini kemiriyordu. Şebnem hanımı arayıp teklifi kabul ettiğini söylemişti. Şebnem de çok sevindiğini ve yarın detayları konuşmak için ofisine beklediğini söylemişti. Asi o an çok heyecanlanmıştı ve mutluydu da ancak şu an içi içini kemiriyordu. Yaman’la tartışıp kabul ettiği için Yaman kendisi yüzünden böyle bir işe giriştiğini düşünebilirdi ancak Asi bunu kendisi için yapmıştı. Hem eğitim alacak hem de para kazanacaktı.
“Asii hani Yaman nerde?”
“Bilmem ben nerden bileyim Cesur? Nereye gitti?”
“Bilmiyorum ki iki üç serseri kapıda olay çıkardı onlara bakayım ordan da Asi’nin yanına giderim demişti.”
“Yok gelmedi yanıma”
“Allah Allah nerde bu adam”
“Abimin başına bir şey gelmiş olmasın” Umut da odasından çıkıp yanlarına gelmişti. Cesur kapının önüne çıktığında yerdeki kıyafetleri gördü
“Bunlar ne be” Asi sinirle konuşmuştu her yere kıyafet saçılmıştı. Gelirken teklifi düşündüğü için dikkat etmemişti muhtemelen devam etti konuşmaya “Neyse ne Cesur sen şu eşyaları topla da gel içeriye yıkarız bir şeyi kalmaz baksana yesyeni daha, Umut sen de gir içeri Yaman da gelir birazdan gelmezse de arar buluruz. Hadi eve”
********
“Öyle işte kadın da bana para verdi sonuçta oğlunun hayatını kurtardım dimi?”
“Allaaaahhhhh kalkın oynayalım”
“Saçmalama Cesurr bu saatte kavga ettirme beni komşularla”
“Aman be Asi için geçmiş senin kalk kız kalk oynayalım azıcık”
“off dur iki dakika hemen kanın kaynamasın parayı duyunca Yaman şimdi ne kadar paradan bahsediyorsun sen”
“ben Umut’un tedavisine yetecek kadar para istedim. Tam yani-”
“İyi halt etmişsin Yaman, aman ha az daha fazla alma sakın eline falan yapışır sonra, tamam mı abicim”
“ya Cesuuur sus da anlatsın”
“amaaa kadın rakamı yuvarlamış düz hesap vermiş”
“yanii?”
“Yanii Asicim üzerine biraz paramız kalıyor. İstediğimiz bir şeyi alabiliriz eve”
“Yatak alalım belim kopuyor şu koltukta”
“Of Cesur ne yatağı ya koca koltuk neyine yetmiyor acaba? Çamaşır makinesi alalım”
“aman sanki bin bir çeşit abiyesi var da çamaşır makinesi diyor napıcaz kızım çamaşır makinesini bak sen dinle beni yatak alalım dönüşümlü yatarız rahat rahat” Asi ve Cesur didişirken Yaman gülümseyerek Umut’a döndü.
“Umutt sen söyle abicim ne alalım ne istersin?”
“ee şey televizyon alalım abi bu büyüklerden canımız sıkılıyor evde hem ablam da izler dimi abla” Asi çamaşır makinesinde kararlıydı ama Umut’un bakışları anında Asi’yi kararından vazgeçirdi.
“E peki madem sen öyle istiyorsan” Umut büyük mutlulukla el çırpıp Asi’ye sarıldı. Cesur da bir şey diyememişti bunun üzerine Umut’un başını sevmekle yetinmişti.
“E hadi madem herkes uyumaya sabah erken kalkıp hastaneye gidelim”
“İyi geceler o zaman Asicim şimdi yatağımız olsaydı yatardık rahat rahat.”
“Cesurr!”
“Aman tamam sen de hemen koru kardeşini demedim bir şey gel Umut biz gidelim”
“Asi biz biraz konuşalım mı?”
“Konuşacak bir şey yok Yaman sen haklıydın belki de ya da… bilmiyorum işte kapatalım bu konuyu bak yarın Umut’u tedavi ettireceğiz.”
“Peki iyi geceler o zaman. Aramız iyi değil mi kırmadım seni?”
“İyi merak etme” gözlerini kapayıp Yaman’a sarıldı Asi, Yaman da ona kolunu dolayıp hafifçe göğsüne bastırdı. Başına minik bir öpücük bırakıp kapıya yöneldi.
“İyi geceler kardeşim. Ben cehennemin dibine geçiyorum sabah haberleşiriz”
“İyi geceler” Asi’nin sesi kısık çıkmıştı yine, Yaman kendisine ne zaman kardeşim dese çok sevdiği bir eşyası kırılmış gibi hissediyordu Asi.
***********
Sabah olduğunda Asi’nin hazırladığı kahvaltıyı yiyip hastaneye gittiler. Umut oldukça heyecanlıydı. Tabi Asi de sonunda kardeşi yürüyebilecekti. Bir zamanlar hayalini kurduğu şey şimdi gerçekleşiyordu. Belki hayalini kurduğu eğitimi de alacaktı. Bunun heyecanı da vardı içinde, hastanede işleri bittikten sonra Şebnem hanım ile görüşmeye gidecekti.
“Ne demek yapamayız kardeşim siz bizimle dalga mı geçiyorsunuz para lazım dediniz bulduk işte parayı daha ne istiyorsunuz”
“Bakın beyefendi belli bir prosedür var ben kafama göre hasta tedavisine başlayamam ki önce randevu almanız gerekiyor daha sonrasında işlemler başlar ne yapmanız gerektiğini doktorunuz söyler size elbet. Ama şu an mümkün değil daha sonra gelin”
“Bakın hanımefendi ben geldim daha önce bana dediler ki şu kadar para lazım parayı ayarlayın daha sonra gelin tedavinizi olun şimdi diyorsunuz ki mümkün değil”
“dediğim gibi mümkün değil çıkın lütfen aksi taktirde güvenlik çağıracağım”
“Ablacııım sen bizimle kafa mı buluyorsun”
“Cesur sakin”
“Ne sakin ne bu çocuk ne zamandır bunun hayaliyle yaşıyor biliyor musun sen?”
“GÜVENLİİİİK”
“Bırakın lan siz de bu çocuk tedavi edilecek parasıyla değil mi kardeşim” Cesur öfkeyle konuşurken güvenlikler Cesur’u tutmuşlardı ona yardın etmeye çalışınca Asi ve
Yaman’ı da tutmuş dışarıya sürüklüyorlardı. Umut ağlıyordu tüm hayalleri yıkılmıştı arada sırada abiii tamam gidelim dediğini işitiyordu Asi ve bu daha çok canını yakıyordu.
“NOLUYOR BURADA SESLER TA NEREYE KADAR GELİYOR?”
“Neslihan hanım biz beyefendiye-”
“Sen, sen dün oğluma yardımcı olan çocuksun” Kadın Yaman’a bakarak konuşmuştu. Bu kadın da Şebnem hanım gibi güzel ve alımlıydı. Üzerinde dökümlü saten gömleği altındaki kalem eteği, doktor olduğunu belli eden beyaz önlüğü ve gözlerindeki marka gözlükle muhteşem görünüyordu. Sarı saçları, açık kahve gözleri, pürüzsüz cildiyle büyüleyici bir güzelliği vardı. Hayatımız güzel kadınlar tarafından ele geçirilmeye başlandı diye düşündü Asi. Peki kimdi bu kadın? Az önce oğlundan bahsetmişti, belli ki dün kapılarına gelen aptal ayyaşın annesiydi. Böyle bir kadının oğlunun öyle bir mahallede ne işi olurdu ki. Kaderdi belki de eğer o ayyaş evlerinin önünde durmasaydı şu anda bu hastaneden atılmış olacaklardı. İçinden tanımadığı o ayyaş herife teşekkür etti ve kadınla birlikte içeriye giren Yaman’ı beklemeye başladılar.
Bir süre sonra Yaman arkasında kadınla dışarıya çıktığında Asi ve Cesur oturdukları yerde ayaklandılar ancak ne Yaman ne de kadın hiç bir şey demiyordu. Asi sonunda dayanamayarak ortamdaki ölüm sessizliğine son verdi
"Yaman?"
"Hadi gidelim-"
"Ne gidelim yaa ne diyosun abicim sen nereye gidicez bu çocuk buraya bunun için mi geldi?" Cesur'un öfkeyle Yaman'ı bölmesiyle ortam yeniden ölüm sessizliğine bürünmüştü. Yaman da en az Cesur kadar gerilmişti şimdi. Bu sefer ortamı yumuşatan Neslihan olmuştu.
"Olur mu öyle şey evladım burası bir hastane kardeşinizin de bir problemi var tabiki gereği yapılıp tedavi edilecek kuşkun olmasın."
"Hadi biz gidelim evde konuşuruz bunu" Yaman cümlesinin ardından kapıya yöneldiğinde diğerleri de peşinden gitmek durumunda kaldılar. şimdi kaldırımda Yaman önde Cesur Yaman'ın biraz arkasında Umut'un yanında, Asi ise Umut'un sandalyesinden tutmuş en arkadan onları takip ediyordu. Umut heyecanının kırılmış olmasını umursamadan herkesin merak ettiği o soruyu sordu
"Abiii ne dedi sana o kadın bak istemiyolarsa yapmasın hem bize doktor mu yok"
"yok"
"na-nasıl ben anlamadım"
"yani yok derken doktor şu an burda değilmiş ondan çıkalım dedim size bazıları diklenmeseydi tabi"
"ne diklenmeyeceği oğlum ben ne bileyim doktor yok deseydin madem bende şey sandım"
"ne sandın Cesur!"
"Yolun ortasında yoluşmayın Cesur saçma salak konuşma Yaman sen de anlat düzgünce"
"ya kadın çok iyi aslında tanısanız anlarsınız-" hemen önlerinde duran arabayla yarım kalmıştı Yaman'ın lafı. Dördü birden arabaya döndüler arabanın arka kapısı açıldığında içinden sarkastik bir şekilde yürüyen gözlüklü bir adam çıkmıştı. yavaş yavaş yürüyüp bira uzaklarında durdu ve söze girişti
"muhabbetinizi bölüyorum ama şu cüzdanı alayım artık" Yaman iki üç adımda adamın karşısına dikildiğinde, genç adam sarkastik tavırlarıyla konuşmaya devam etti
"anladım tamam parayı yemişsiniz sıkıntı yok, hadi" Yaman'dan herhangi bir cevap veya cevaba benzer bir tepki göremeyen gencin gözleri arkadaki gruba döndü.
Eski tekerlekli sandalyedeki çocuk, Alaz'ın kıyafetlerini giymiş olan mavi gözlü serseri, siyah kıvırcık saçlı güzel kız... oldukça güzel bir kız diye düşündü Alaz o noktada gözleri biraz oyalandı. kıvırcık saçları, üzerine giydiği yeşil basic bodyden hafif belli olan göğüs çatalı, ince parmaklarıyla kavradığı ince beli... daha sonra ne düşündüğünü idrak etti Alaz, hoş kız olabilirdi ama sokakta dahi yan yana gelemeyeceği birisiydi bu kız. anında düşüncelerini dağıtıp yanındaki oğlana döndü
"kostüm pek yakışmamış ama senin olsun kalabilir"
"Haaa sen osuuuun, yok yoook tamam" Cesur üzerindeki ceketi çıkartıp karşısındaki adama fırlatırken ekledi "al sen kıyafetlerini hatırası vardır al all!" gömleğini çıkartırken bir yandan Asi bir yandan Yaman tutmaya çalışıyorlardı Cesur'u ama Cesur iflah olmadan konuşmaya devam ediyordu "Giyer giyer nasıl bok gibi bıraktığını hatırlarsın kızı". Bu cümle bardağı taşıran son damla olacak ki Alaz gözündeki gözlüğü çıkartıp Cesur'un üzerine doğru gelerek "ne diyosun lan sen" diye tıslarken karşısında Yamanı buluverdi
"ŞŞH! Bi adım daha atarsan seni buraya gömerim."
"abii nolur bi gönder gelsin ya hadi bi gönder"
"Abisii kardeşin mi oluyor bunlar senin" sinirleri zıplamış olsa da aslında merak ettiği kıvırcık kızın bu heriflerin nesi olduğuydu.
"Aynen!"
"nası yani böyle topluca sokağa mı atmışlar sizi"
"yok! biz kardeşlerimizi sokaktan seçeriz. kan bağı değil can bağıyla" Yaman genç adamın arkasından arabadan inip onu kenarda bekleyen güvenliğe dönerek devam etti "Haa sen de gel al bunu yatağına geri yatır belli ki daha ayılamamış"
Alaz samimiyettern çok uzak sarkastik bir tavırla yarım gülüş atıp ardından hemen yüzünü ciddileştirip sağ elinin ince, yüzüklü işaret parmağını adamın suratına sallayarak devam etti
"Dua et bir daha görüşmeyelim"
"AAAA ayıp ediyosun ama her zaman bekleriz" Alaz'ın gözleri adamın arkasındaki serseriye kaydığında gözü yine kıvırcık kıza takılmıştı. Kız öfke dolu kara gözlerini kendisine dikmiş her an üzerine atlayıp onu parçalayabilecekmiş gibi duruyordu. başını selam verircesine hafifçe eğip doğrulttu, kızdan istediği verimde bir cevap alamamıştı çünkü yanındaki aptal üzerine alınmış aynı şekilde Alaz'a başını sallamıştı. Alaz da adamın aptallığı karşısında bir nefes bırakıp sırıtarak arkasını döndü, arabaya doğru giderken gözlüklerini geri taktı.
"PİŞŞT" Yamandan gelen sesle geri döndüğünde Yaman elindeki cüzdanı kendisine atıp "Sen de annene dua et" dedi. Bu da ne demekti. Annesinin bu tiplerle ne işi olurdu ki. Hiçbir şey demeden arabaya bindi bu arada cüzdanı kontrol etmeyi de unutmadı tabi şaşırtıcı bir şekilde cüzdana dokunmamışlardı.
Araba yanlarından uzaklaşır uzaklaşmaz Cesur dayanamamış başlamıştı bağırmaya "AFFEERİN ABİCİM NOLDUU VERDİN CÜZDANI DAHA MI ERRRKKKEK OLDUN"
"Ne diyosun oğlum sen"
"ne mi diyorum abi çatır çutur yiyecektik o parayı tabi sen fakir ama gururlu edebiyatı ustası olduğun için-" Cesur ve Yaman birbirlerine girmişlerdi ki Umut'un çığlığıyla kendilerine geldiler
"YETEEER! güya bugün benim en mutlu günümdü he Yaman abi? niye kavga ediyordunuz?" Asi ikisine dönüp öfkeyle bakış attığında Yaman da Cesur da bir şekilde kıvırmaya çalıştılar
"Yok be oğluuum sen bakma bize kardeş kavgası bu hem Asi sen ne diyodun biz kavga edince bir daha de bakayım napıyodu kardeş kardeşe"
Cesur'un tepkisine gülerek cevap verdi Asi "Kardeş kardeşi bıçaklamış sonra dönmüş yine kucaklamış"
"hehhh ayyynen"
****
Derin bir nefes aldı Asi Arkan Ajans'ın kapısındaydı işte yeni hayatına bir adım uzakta... Eve geldikten sonra Cesur işim var diyip sıvışmış Yaman da pazara gideceğini söyleyince Asi de 'Umut da senle gelsin ben de biraz dolanır gelirim' diyerek sıvışmış koşarak Şebnem Hanımla konuşmaya gelmişti. Yaman'dan gizli saklı iş yapmak hoşuna gitmiyordu ama yapacak bir şey yoktu. Bu sefer Asi ne istiyorsa onu yapacaktı. İçeriye ilk adımı atar atmaz ajansın havası Asi'yi büyülemişti. Her köşede müthiş film afişleri, ellerinde kahve ve kağıt tomarlarıyla koşuşturan genç çalışanlar, camekanlı toplantı salonları, devasa merdivenler Asi'nin aklını başından almıştı. İki gün öncesine kadar bırakın bir dizide oynamayı burada çalışmayı bile hayal edemezdi Asi.
"merhaba, yardımcı olabilir miyim."
"Ah tabi benim bir görüşmem vardı da Şebnem hanımla"
"tabi iki dakika bekleticem teğit etmem gerekiyor... buyrun lütfen asansörler ileride sağda 7. kata çıkacaksınız orada tekrar yönlendirirler sizi"
"sağ olun iyi çalışmalar"
Asi sonunda Şebnem hanımın odasına ulaştığında asistanı Şebnem hanımın meşgul olduğunu biraz beklemesi gerektiğini söylemiş beklerken içmesi için kahve yaptırmıştı. Asi ilk defa böyle bir yerde bulunuyordu. Açıkçası verdiği kararın onu ne kadar mutlu edeceğini şimdiden görebiliyordu. Kendi ayakları üzerinde durmak... buradaki her kadın bunu yapıyordu ve Asi de bu kadınlardan birisi olacaktı. Asi derin düşüncelerindeyken Şebnem hanımın kapısı açıldı ve içeriden yine çok zarif bir kadın çıktı. kadına yaklaştıkça sabah hastanede gördükleri kadın olduğunu fark etti ve gereksiz bir paniğe kapıldı. sanki öğrenilmemesi gereken bir şey açığa çıkmıştı. Halbuki kadın hiç kimseydi.
"A aa merhaba tatlım nasılsın."
"Merhaba sağ olun iyiyim siz?"
"iyiyim ben de sabah tanışma fırsatımız olmamıştı Neslihan ben"
"Ah yoksa siz Şebnem hanımın bahsettiği çalışan öğrencilere burs veren Neslihan mısınız?"
"Evet tam olarak o Neslihan benim" kadının neşeyle gülerek kurduğu cümle Asi'yi utandırmıştı.
"Şeyy Neslihan hanım kardeşlerim burada çalışacağımı ya da okul işini bilmiyorlar da..."
"Merak etme bunu konuşmak bana düşmez zaten Asicim" Asi gülümseyerek başını salladı
"Teşekkür ederim Neslihan hanım" Arkasını dönüp Şebnemin odasına girecekken dank etti kafasına bu kadına ismini söylememiş veya tanışmamışlardı. Acaba Yaman
mı söylemişti ama Yaman neden söylesin ki diye düşünmeden edemedi Asi.
"Neslihan hanım" Asi'nin arkasına dönüp Neslihan'a seslenmesiyle Neslihan da ince topuklularının etrafında zarif hareketlerle dönerek Asi'ye odaklanmıştı.
"Evet"
"İsmimi nerden biliyorsunuz?"
"Hastane... hastanede duydum aklımda kalmış"
"anladım... iyi günler dilerim."
****
Asi sonunda Şebnem'in yanına girip iş hakkında bilgi aldıktan sonra hemen okula başlayabileceğini öğrenmişti. Ardından hemen kendisine verilen adresin yolunu tutmuştu. Kayıt için gerekli tüm belgeler zaten Şebnem Hanım tarafından halledilmişti. sanki Şebnem Asi'nin kurtarıcı meleğiydi.
Güvenliğin eline tutuşturduğu okul haritası benzeri şeyden kayıt merkezini ararken omzunda bir çarpma hissetti ve aniden geriye doğru kaçtı
"kızım dikkat etsene yanıyordun az daha. neyse daha kötüsü beni yakabilirdin!" Kızın ukala tavırlarını kaşları çatık izlemişti Asi. Bu nerenin havasıydı tam olarak sanki karşıki dağları bu kız yaratmıştı. Asi kızı süzdüğünde marka gözlükleri, marka çantası, marka kıyafetleri, marka ayakkabıları ve daha fazla marka gözüne çarpmıştı
Asi uğraşmamaya karar vermiş tam gidecekken
"Çağlaa" diye bir ses duydu az önceki ukala kız ki adı Çağla'ymış elindeki sıcak kahveyi Asi'nin eline tutuşturup kendisini on metre öteden kızın ismini bağırarak seslenen çocuğa aynı şekilde 'sevgiliiim' diye bağırarak dudaklarına yapıştığında çocuk onu okulun ortasında değilmişcesine döndüre döndüre öpmeye başladı. Bir gün tüm sorunlarımı hallettiğimde ben de bundan yapıcam ve tek derdim okulda olmam olacak diye düşündü Asi. kendisine çok uzak bir ihtimaldi ama olsundu.
Elindeki kahveyle ordan uzaklaşıp kayıt merkezine yöneldi. Elindeki kahveyi atabilirdi ama hem sıcaktı hem de henüz iki yudum içilmişti bu yüzden atmaya kıyamadı Asi. Çocukluğu çöpe atılan yemekleri yemekle geçince insan bazı şeyleri kolayca çöpe atamıyordu. kızın içtiği yerin tersini çevirip içmeye başladı, tadı gerçekten güzeldi. Kayıt merkezini bulduğunda kaydının oluşturulması uzun sürmemişti. Kayıt alan kadının kurduğu cümle Asi'yi gülümsetmişti
"Soysalan Üniversitesi'ne hoş geldin Asi Köksüz. Konservatuvarda büyük başarılara imza atacağına inanıyorum."
Henüz bitiremediği kahvesiyle daha doğrusu Çağla kişisinin kahvesiyle bahçede yürüyor bir yandan da eşyalarını çantasına yerleştirmeye çalışıyordu. Burası gerçekten kalabalık ve yaşamayı seven insanlarla dolu bir okuldu aksi taktirde bahçede yürürken kulağına uzunlar şarkısı söyleyen bu güzel ses ilişmezdi.
Uzunlar yanıyo' arabamızda
bu ışık hepimize fazla, geceyi böler
Asi başını kaldırıp sesin sahibini arayacakken çocuğun tam bilmem ne olabilir aramızda dediği esnada bir çarpışma daha yaşadı. Asi bu sefer fena çarpmış olacak ki çarptığı çocuğun daha doğrusu adamın kollarına tutunmak zorunda kalmıştı.
Çocuk ise Asi düşmesin diye onu tutmak için döndüğünde kollarıyla belini kavramış vaziyette donup kalmıştı zira daha saatler önce gözleri bu ince belin sahibinde takılı kalmıştı. Alaz Asi'yi düşmemesi için sıkıca tutarken gözleri birbirlerine kilitlenmişti. ikisi de durumun gerçekliğini tartıyor gibiydi.
Asi yaşadığı şoku üzerinden atamıyordu. Ne demişti Yaman 'kadının oğlunu kurtardım sonuçta' sonra hastanede Neslihan'ın 'sen dünkü çocuksun' demesi, Şebnem'in 'Neslihan bağış yapar her sene' demesi ve odasından çıkması, sabah Alaz'la olan karşılaşmaları...
Kendisine burs veren Neslihan Soysalan bu züppe herifin annesiydi, Asi dolaylı yoldan da olsa okulun sahibinin kollarındaydı şu anda, neyseki Alaz kendisini bırakmıyordu aksi taktirde yeri boylardı. Alaz'ın tam gözlerinin içine bakıyordu ve kendi yaşadığı şaşkınlığı o gözlerde de görebiliyordu Asi.
Eeee şimdi ne olacaktı? keşke sonsuza kadar kendisini böyle tutsaydı Alaz...
