Actions

Work Header

Rating:
Archive Warning:
Category:
Fandom:
Relationship:
Characters:
Additional Tags:
Language:
Türkçe
Collections:
Anonymous
Stats:
Published:
2025-04-15
Words:
359
Chapters:
1/1
Comments:
4
Kudos:
5
Hits:
61

Bir Zamanlar Berhayat Hastanesi'nde

Summary:

Demir, hiç kimseye adam gibi veda etmeden gitmişti ve şimdi, geri döndüğünde elbette hiçbir şeyi eskisi gibi bulamayacaktı...

Notes:

Doruk'un back story'sini element uydurur gibi uydurdum ohhh ne de iyi oldu.

Work Text:

Demir, yıllar sonra ilk kez Berhayat Hastanesi'ne döndüğünde, ayaklarının altındaki zemin bile yabancı hissettirmişti. Acile koşarak gittiği koridorlar bile yaşlanmış gibiydi; oysa zaman, en çok onun içinde çöreklenmişti.

Herkesin başka yöne aktığı bir dönemde o gitmişti. Sessizce, kimsenin ardından “Neden?” bile demeye cesaret edemediği bir gidişle. Geri döndüğünde değişen sadece mevsimler değildi — insanlar da değişmişti. En çok da Doruk.

O sabah, eski işyerinin yakınındaki toprak sahaya gitti Demir. Uzaktan izledi. Dikenli tellerin ardına saklanır gibi durdu, ama gözleri her şeyin içindeydi. Doruk oradaydı. Eskiden topa ayağını bile sürmeyen doktor, şimdi iş arkadaşlarıyla futbol oynuyordu. Hem de nasıl...gülüyordu. Pas veriyor, şakalaşıyor, omzunu takım arkadaşlarına yaslıyordu. O Doruk değildi sanki. Ya da belki de Demir'in hatırladığı kişi hiç var olmamıştı.

Ama asıl yaralayan şey futbol meselesi değildi. Doruk'un yeni hâli bile değildi. Sahadaki kalabalığın biraz ilerisinde, gölgede, bir kadın oturuyordu: Harika...

Demir'in kalbi, tanıdık bir sızıyı hatırladı. İçini titreten, yalnızca Doruk'u izlerken değil, Şahika'nın ona dokunduğunu gördüğünde yakan o boşluk hissini. Şimdi kadınlar farklıydı. Ama hissedilen kıskançlık aynıydı. 

Doruk, oyun arasında Harika'nın yanına gidip saçlarına dokunduğunda, Demir bir adım geri çekildi. Doruk Harika'ya gülümsediğinde, o gülümsemenin yıllar önce kendine ait olduğunu hayal etmişti sanki Demir... Ama olmamıştı. Asla olmamıştı.

"Baban gibisin artık," diye fısıldadı Demir, kendi kendine. Bu cümle, sesli söylenmediğinde bile içinde tokat gibi çınladı. Çünkü Doruk'un babası, Doruk'un yıllar boyunca uzaklaşmak istediği her şeydi. Sert, hesapçı, sınırlar çizen, çizgilerin dışına taşanı yok sayan biri. Şimdi Doruk da.. Onun gibi olmuştu. Gülümsemesinde bile bir hesap vardı. Harika'nın saçlarını okşarken bile... göstermek istiyordu sanki. Kime? Belki de Demir'e. Ama orada olduğunu bilmiyordu ki! Demir saçmalamaya başladığını hissetti. 

Yutkundu. O an, içinden Doruk'a seslenmek geçti. Sitem etmek. “Neden o?” demek. “Sırf benim hayatımda eskiden Açelya vardı diye mi?” demek. "Nispet yapar gibi mı? Misilleme yapar gibi mi?" Ama sesi boğazına takıldı. Çünkü o cümlelerin içinde asıl öfke Doruk'a değil, kendineydi.

Yalnızca birkaç dakika daha izledi onları. Sonra yürüdü. Kendi geçmişine basarak, ayak izlerini silerek uzaklaştı.

Ama bir kere geri dönmüştü. Ve bu hastane, Demir'in içinden Doruk'u koparacak kadar küçük değildi.


Başım ağrıdı o yüzden çok kısa oldu bu one shot. 

Kudo almayacağını bildiğim için devam ettirmeye de niyetim yok. Haydi selametle🤗🤗🤗